İstanbulda soğuk bir kış günüydü. Odamın camından lapa lapa yağan
kar yağışını seyrediyordum. Her yer bembeyaz olmuştu. Evden çıkmak bile bu
tipide delilik olurdu. Ama gelişmelerin beni evden çıkartacağını bilemezdim.
Elimdeki bir fincan kahveyi yudumlarken, aklıma bugüne kadar uğraştığım
programlama dilleri geldi. Üniversitede Delphi, sonra C++ ve son olarakta C#.
Aralarda ufak çaplı olsada, Visual Basic ilede ilgilenmiştim. Son kahvemden bir
yudum daha aldım ve aklıma ilginç bir fikir geliverdi. Neden Java ile hiç
uğraşmamıştım. C dilinin kurallarına ve yazım tarzına çok benzeyen gerçek
anlamda nesne yönelimli, performansı yüksek, platform bağımısız olan bir dil.
Aslında 90lı yılların başında HotJava ile ilk kez tanıtıldığını
bildiğim bu dil zaman içerisinde hiçde yadsınamayacak bir ilerleme ve gelişme
göstermişti. Böylesine değerli bir dili görmezden gelmek, bir programcı için iyi
olmaz diye düşündüm. O halde karar verilmişti. Sadece bir kahve molasında, Java
öğrenmeye karar vermiştim. Evet çok güzel. Ama nerden ve nasıl başlamalıyım.
Önceki deneyimlerim, bir bilgisayar programlama dilinin nasıl
işlediğini, nasıl çalıştığını anlamak ve amatör düzeyde uygulamalar geliştirmek
için, merakın başladığı andan itibaren, en az bir ay süreli sıkı bir çalışma
gerektirdiği yönündeydi. Nitekim konstantrasyon kaybolmadan, mümkün olduğu kadar
çok kaynaktan eş zamanlı olarak bir çalışma yaparak başarıya ulaşmaştım hep.
Öyleyse izleyeceğim yol belliydi. Şimdi bana bolca kaynak lazım. Internet
üzerinde Java ile ilgili sayısız kaynak var. Hatta, Kazaa gibi programlar ile,
java üzerine yazılmış pek çok elektronik kitaba ulaşmakta mümkün.
Ancak, doğruyu söylemek gerekirse, ekran başında kalıp saatlerce
bir dökümanı okumak bence sağlık açısından pek iyi bir çalışma sistemi
değil. Herşeyden önce çalışma alanının bize huzur veren rahat bir ortam olması
gerekiyor. Geniş bir ortam olabilir. Huzuru ise ben çoğunlukla ece çok geç
saatlerde bütün mahalle yattığında bulabiliyorum. Alanı geniş olan bir masa ve
bu konuda yazılmış kaynaklara ait dökümanlar. Bu düşünceler ile yola çıkarak
önce Java ile ilgili en güncel kitapların neler olduğunu internet vasıtasıyla
araştırdım. Bu gün itibariyle aşağıdaki tabloda yer alan kitaplar Java üzerine
yazılmış en güncel Türkçe kaynaklar.
| |
Kitabın Adı |
Yazar(lar) |
Yayın Evi |
Sayfa Sayısı |
|
 |
Java |
Numan Pekgöz |
Pusula Yayıncılık |
524 |
|
 |
Java Çabuk Öğrenim
Kılavuzu |
Dori Smith |
Alfa |
215 |
|
 |
Java 2 |
Herbert
SCHILDT |
Alfa |
992 |
|
 |
Java Server Pages ve Servlet |
M.Morkoç - A.Sebuhyan |
Alfa |
391 |
Sırada bu kaynakları edinmek var. Bunu ertesi günde
gerçekleştirebilirim. Çünkü dışarıda bir tipi var. Ama içimdeki öğrenme ve merak
hisleri beni bu konuda harekete geçiriyor. O gün o tipide dışarı çıktım,
Kadıköy'e gittim ve buradaki kitabevlerini, sahafları gezerek yukarıdaki
kitapları aradım. Zaten bu kitaplar oldukça etkili ve iyi basımlar olduğu için
her kitabevinde bulmak mümkün. Hepsi biribirinden değerli yazarlar ve
yayınevlerince çıkartılmış. Kitapların hepsini temin ettim. Oldukça fazla tuttu
tabi. Ama öğrenmek için ilk başta verilecek bu tutar, öğrendiklerimiz ile
yapabileceklerimiz düşünüldüğünde göze alınacak bir miktar gibi geldi. Eve
döndüğümde bir buz kalıbından farksızdım. Sırt çantam Java dilinin ağırlığını
taşıyan kitaplar ile bir kaç kart daha artmış bir halde neredeyse boyumu
kısaltmıştı. Büyük bir heyecanla kitapları çalışma masamın üzerine serdim. Nasıl
bir hızla ve hevesle başladım bilmiyorum ama hava karardığında, bu dil ile
ilgili ilk izlenimlerimi edinmiş ve saygın bir görüşe sahip olmuştum.
Java daha önceden bahsettiğim gibi, 90lı yıllarda doğmuş bir dil
idi. Üretici firma Sun. Java ile yazılan programların ilk ve en ayır edici
özellikleri, platform bağımsız olmaları. Bunu nasıl sağladıklarını
araştırdığımda, Virtual Java Machine ( Sanal Java Makinesi) kavramı ile
karşılaştım. Bu aslında günümüz işletim sistemlerinin tümünde bulunuyor. Hatta
kullanıdığımız web tarayıcılarının sistemimizde olması bile yeterli. Bu noktada
kafam karışmıştı. Bu ara programın amacı neydi acaba? Çok geçmeden cevabı
buldum. Biz java dili ile bir program yazdığımızda bunu Java Derleycisi ile
derliyoruz. Derlenmiş olan bu dosyalar bytecode adı verilen bir hale geliyor.
JVM ise, derlenmiş bir java uygulaması başlatıldığında, bu uygulamayı sisteme
uygun bir halde yorumluyor ve çalıştırıyor. Dolayısıyla JVM ara programının
yüklü olduğu her sistemde bu kodları değiştirmeden çalıştırabilme imkanına
sahibiz. Sanıyorumki bugünlerde mobil telefonlarda java ile yazılmış oyunların
çokluğunun sebebi bu olsa gerek. İlk öğrendiğim bu kavram aslında bu programlama
dilinin gücünü ve her programcının az da olsa gilmesi gerektiğini gösterdi bana.
O halde koşmak lazım. Hedefimiz büyük.
Elbette kuru kuruya bunları yazmak kolay. Ama basit bir
uygulamada geliştirmek ve bir yerden başlamak gerekli. Öncelikle benim Java
programlarını yazmam için gereken bir takım şeyler var bundan eminim. Çünkü bu
her zaman böyle olmuştur. İhtiyacım olan ilk ve hatta tek şeyin, JSDK (Java
Software Developer Kit-Java Yazılım Geliştirme Kiti) olduğunu öğreniyorum. Bunu
kitaplar ile birlikte gelen cd'lerden temin edebiliriz. Ama bence en güncel olan
sürümü takip etmek ve kullanmak her zaman daha iyidir. Küçük bir araştırma
sonucu aşağıdaki adrese giriyor ve JSDK'ların yayınlanmış tüm sürümlerine
ulaşıyorum.
http://java.com/en/download/manual.jsp

Ben burada Offline Kurulum seçeneğini seçtim. J2SE için yaklaşık
olarak 15 megabyte'lık bir dosya indirdi. Artık indirilen bu dosyayı sistemime
kurabilirim. Kurulum adımları son derece kolay. Yazılım kitinin kurulması ile
birlikte artık sistemim, java uygulamalarını geliştirmem için uygun bir yapıya
sahip oldu. Evet her şey şu ana kadar iyi gitti diyebilirim. Peki ama javayı
nerde hangi editorde yazabilirim. Araştırmam sonucunda her zaman olduğu gibi en
güçlü en yetenekli en karizmatik editor ile bu işleri halledebileceğim sonucuna
vardım. NOTEPAD. Tek yapmam gereken, uygulamayı notepad ile yazıp, java uzantısı
ile kaydetmek. Daha sonra yazılan bu uygulamlayı bytecode'lara çevirmek için,
javac (Java Compiler-Java Derleyicisi) programını kullanmak. Sonra ise,
yazılımış olan uygulamayı başlatmak için java programı ile yazılan bytecode'ları
çalıştırmak.
Aslında ilk uygulamamı yazmak için sabırsızlanıyorum. Kaynakların
hemen hemen hepsi, yeni bir programlama dilini anlatırken ilk yazılan programı,
Hello World yada Merhaba Dünya olarak adlandırırlar. Bende bu çizgide devam
edeceğim. Çok sıradan olucak ama bir noktadan başlamam gerekiyor. Bu amaçla
kendi bilgisayarımda java örneklerim için ayrı bir klasör açtım. Tüm örneklerimi
burada yazıp geliştireceğim. Şimdi, aşağıdaki uygulama kodlarını notepad ile
yazıp, JavaDunyam.java ismi ile kaydediyorum.
|
public class JavaDunyam
{
public static void main(String[] args)
{
System.out.println("Java Dunayasına
ilk adımımı attım galiba...");
}
} |
Şimdi bu yazdığım kodu java derleyicisi ile derlemem gerekiyor.
Hımmm. Peki ama benim java derleyicimin adresi nerede? Bir aramadan sonra kurmuş
olduğum jsdk1.3.1_01 in klasörü içinde yer alan bin klasöründe, javac derleyici
dosyasını buluyorum. Uygulamayı derlemek için önce bu klasöre komut satırından
gittim. Sonuç tam anlamıyla hüsran hem bir hata mesajım var hemde bir programı
derlemek için acaip bir yol kattetim.
Öncelikle hatayı araştırmam gerekiyor. Şimdi gidip kendime bir
kahve almanın tam sırası. Anlaşılan bu kahve molamız çok uzun sürecek.
Araştırmam sonucu kitapların vardığı en önemli ortak nokta şu oldu. Java, C dili
ve türevleri gibi büyük küçük harf duyarlıklı bir dil. Dolayısıyla buradaki hata
mesajından çıkan sonuç sınıf adı ile java uzantılı dosya adının bire bir aynı
olması. Dikkat ediyorumda da benim dosya adım javadunyam.java ama kullandığım
sınıf adı JavaDunyam. Diğer taraftan bu kadar hassa bir noktayı iyice araştırmam
gerektiğini düşünüyorum. Bu kez şöyle bir komut veriyorum.
Derleyiciye dosya adını sınıf adı ile aynı şekilde veriyorum Bu
kez herhangibir hataya maruz kalmadan uygulamanın derlendiğini düşünüyorum.
Kontrol etmenin tek yolu var o da klasörün içibe bakmak. Evet java uzantılı
dosyam, java derleyicim sayesinde, class uzantılı bytecode dosyası haline
getirilmiş. Dikkat ettimde, dosya adı JavaDunyam. Yani sınıf adım ile birebire
aynı. Burdan bir ders aldım, sınıf adım ile dosya adını birebir yazacağım bundan
sonra.

Ancak burada hoşuma gitmeyen bir nokta var. Ben her seferinde,
bin klasörüne mi gideceğim? Bu çok saçma olur. Kaynak kitaplar, bu konu ile
ilgili olarak, bin klasörününün systemdeki path tanımlamalarına eklenmesi
gerektiğini söylüyorlar. Bunun nasıl yapıldığına baktığımda son derece kolay bir
işlem olduğunu gördüm. Xp kullandığım için, windows'un bu versiyonu üzerinde,
path tanımının nasıl girileceğini inceledim. Control Panel' den, System
penceresine buradada Advanced kısmına buradada Environmet Variables kısmına
girdim. Zaten sistemde yüklü olan programlar nedeni ile burada bir Path
tanımlaması vardı. Bunu edit ederek sonuna, jsdk'in kurulduğu klasördeki bin
dizinini girdim.

Artık aynı java uygulamamı bulunduğu klasör içinden rahatça
derleyebiliyorum. Bununla birlikte kaynak kitaplar, birde CLASSPATH adı verilen
bir değerin daha girilmesi gerektiğini söylüyorlar. Bu değeri, sisteme sonradan
java uygulamalarını yüklediğimizde, gerekli sınıfların otomatik olarak aranıp
bulunması için yapıyormuşuz. Doğruyu söylemek gerekirse ne demek istediklerini
henüz tam olarak anlamış değilim ama sanıyorumki ileride ortaya çıkacaktır.
İstedikleri gibi olsun diyerek, bu tanımlamayıda aynı şekilde gerçekleştirdim.

Artık gerekli ayarlamaları yaptığıma ve uygulamayı başarılı bir
şekilde derlediğime göre nasıl çalıştığına bakmatada yarar var elbette. Çünkü
eski deneyimlerim, program kodunun başarılı bir şekilde derlenmesi ile, doğru
bir şekilde çalışmasının tamamen farklı kavramlar olduğun göstermiştir hep.
Doğru şekilde derlenipte mantıksal programlama hataları nedeni ile pek çok
istenmeyen sonuç doğduğunu çok iyi biliyorum. Diğer yandan yazdığım bu bir kaç
satırlık kod derlendiğine göre mantıksal olarak bir hata olmayacağından
neredeyse eminim. Java ile yazılmış uygulamalara ait bytecode dosyalarını
çalıştırmak için, yine bin dizininde bulunan java isimli programı kullanıyoruz.
Ama bu sefet bin klasörüne gitmemize gerek yok neyseki. Çünkü path tanımını bu
iş için güncelledik. İşte sonuç. Mükemmmel, olağanüstü bir program demeyi çok
isterdim. Ama sadece A harfinin tabanındayız desem yerinde olur herhalde.

Artık program kodlarını incelem zahmetine girebilirim. Kahvemim
bitmesinede az kaldı. İlk satırdaki tanımlamamız aslında bana çok tanıdık geldi.
Özellikle C# ile yazılan programlardan. Nitekim Java dilide nesne yönelimli bir
dil ve sınıf kavramının önemi bu basit kodda bile görünüyor. Bu dildede her şey
sınıflar üzerine kurulmuş durumda. Kaynaklarıma baktığımda, sınıflar ile ilgili
detaylı anlatımların yer aldığını görüyorum. Sanıyorum ki, ilerliyen kahve
molalarımda bu konulara değinebileceğim. Public tanımlaması anladığım kadarı ile
bu sınıfın başka sınıflar içerisindende çağırılabileceği anlamına geliyor ki
öyle. Daha tanıdık gelen başka bir satır ise main yordamının olduğu satır. Main
yordamı java dilindede, programın başlangıç noktası olarak görülüyor. Nitekim
kodumuzu buraya yazdık. Acaba kim kime benziyor bilemiyorum. Arada pek fark
yokmuş gibi geliyor ama Microsoft her zamanki gibi benzerliği usta bir pazarlama
stratejisi ile ortadan kaldırıyor. Lütfen M harfinin iki varyasyındada
kullanımına dikkat edelim.
|
Java |
C# |
|
public static void main(String[] args) |
static void Main(string[] args) |
Diğer yandan System.out.println ifadesi ise " işaretleri arasında
yazılmış olan metni, komut penceresine yazdırıyor. Bu ise C# dilindeki WriteLine
ile aynı işleve sahip. Aslında buradaki kodlar biraz oynamak lazım. Eminimki
yeni ufuklar açacaktır. Öncelikle main yordamındaki, public kelimesini kaldırmak
istiyorum. Bu durumda kodum aşağıdaki gibi görünecek.
|
public class JavaDunyam
{
static void main(String[] args)
{
System.out.println("Java Dunayasına
ilk adımımı attım galiba...");
}
} |
Yazdığım uygulamayı derlediğimde hatasız bir şekilde derlendiğini
gördüm. Class uzantılı dosyam oluşturulmuştu. Öyleyse her şey yolunda
görünüyordu. Ama programı çalıştırdığımda hiçte öyle olmadığını gördüm.

Main metodunun public olması gerektiği sonucuna
hemen varabildim. Aslında işi biraz daha ileri götürmek lazım. Neden başka bir
sınıf yazıp, JavaDunyam sınıfı içinden bu sınıfa ait bir nesne örneği yaratmıyor
ve bu sınıf içindeki bir metodu çağırmıyorum. Ne kadar zor olabilirki. Sonuçta
java ile program yazarken kendimi C benzeri bir dil ile yazıyormuşum hissine
kapılıverdim nedense. İşte JavaDunyam.java isimli kaynak dosyamın yeni kodları.
|
public class JavaDunyam
{
public static void main(String[] args)
{
System.out.println("Java Dunayasina
ilk adimimi attim galiba...");
}
public void Deneme()
{
System.out.println("JavaDunyam
içinden bir ses ver bana...");
}
} |
Bu sınıf içinde Deneme isimli bir metod
tanımladım. Amacım, bu metodu başka bir sınıf içinden çağırmak. Bu amaçla Diger
isimli başka bir sınıfı Diger.java isimli dosya içinde aşağıdaki gibi
tanımladım.
|
public class Diger
{
public static void main(String[] args)
{
JavaDunyam jd=new JavaDunyam();
jd.Deneme();
}
} |
Burada yaptğımı aslında C# ile yaptığım şeylerin
aynısı. JavaDunyam sınıfı için bir nesne tanımladım. Sonrada nokta notasyonunu
kullanarak, Deneme isimli metodu çağırdım. Şimdi bu kodları yeniden derleyip
Diger isimli programımızı bir çalıştıralım. Bakalım herşey yolunda gidecek mi?

Daha güzel bir sonuç olamazdı. Sanıyorumki Java'yı
öğrenmeye çalışırken çok zevk alacağım. Bakalım daha neler neler var. Kahvem
bitmiş. Sanırım bir ara verme vakti. Bir sonraki kahve molasında bakalım neler
olucak.
Burak Selim ŞENYURT
selim@bsenyurt.com